Büyükşehir başı AKP’li Çerçioğlu hanım haberdar mıdır bilmem ama kendisini karşılıksız sevdikleri çok belli olan, sürü psikolojisi ile hareket eden bir gurup var.
Mesela bunlar dönem dönem Özlem hanımın siyaset rotasına göre methiyelerini yada eleştirilerini dizayn ediyorlar. Aralarında da sanırım telepatik bir iletişim var. Noktası virgülüne kadar aynı metinleri düşünüp yazıya dökebiliyorlar, mucize gibi bir şey yani.
Söz temsil, Çerçioğlu hanım vakti zamanın da Ömer Günel’i yere göğe koyamazken bunlarda Ömer Günel’i tarifsiz güzel duygularla betimliyorlardı. Hatta bazısı Ömer Günel döneminde bayram ilanı, reklam filan isteyip alıyordu.
Ya da bunlardan biri Ömer Günel’i de o zamanlar içine alarak “ben CHP’nin Aydın’da vekiline , başkanına laf söyletmem, söyleyen karşısında beni bulur” bile yazabiliyordu. Bu çocuk şimdi Ömer Günel’in maaşını, kazancını filan sorguluyor.
Başkan Çerçioğlu’da tuhafına giderek izliyor mudur acaba?, “ Bu çocuklar niye benle paralel bir şekilde yol alıyorlar” diyormudur. Bence kesin merak ediyordur. Ya da karşılıksız çok sevdiklerini görüp o da onları karşılıksız seviyordur.
Başkan Çerçioğlu Ömer Günel’i severken Ömer Günel’i çok seviyorlar. Sevmeyi bırakınca maaşını, nasıl geçindiğini soruyorlar. Özlem hanım AKP’ye geçmeden önce Anıl Yetişkin’in arkasında hazır olda gezip şimdilerde Efeler’de magandaların sokağa attıkları çöp peşinde koşuyorlar.
Barış Altıntaş’a başkanım çekip, ilan reklam isterlerken bugün, “Barış Altıntaş sen kendini siyasetçi mi sanıyorsun” diyebiliyorlar. Kimisi de zamanında Özlem hanımı vicdansız ilan ederken bugün “Sen Allahın bir lütfusun modunda” yoluna devam ediyor.
Dolayısıyla, dönemsel olarak pusulaları sürekli arızalı olduğu için bu arkadaşların ciddiye alınmama ve güven gibi önemli bir sorunları var. Düz mantık olarak bakarsanız ciddiye almak zaten vakit kaybı ama bazen de takılmamak elde değil.
Ne zamana kadar böyle devam ederler?. Bir gün Çerçioğlu hanımdan vazgeçip başka bir siyasetçiyi de Çerçioğlu hanımı sevdikleri gibi karşılıksız sevebilirler mi?.Bence severler, öyle geniş yürekleri ve müsait fıtratları var ki illaki severler. Bunların tek işi karşılıksız sevmek zaten. Ne kadar çok hissederlerse o kadar çok severler. Göreceksiniz devran değişecek, bugün hiç sevmediklerini bir gün çok sevecekler, deli gibi sevmek isteyecekler.
İşte mesele orada başlayacak. Soru şu.
Kendilerine her türlü bel altı vuruş yapılan, aileleri ve eşlerine kadar haysiyet cellatlığına soyunulan haklılar ve mağdurlar bunların sevmesine izin verecek mi?. Devran değişince sevdiği her şeyi yenisi ile değiştirmeye müsait tiplere, “hadi inandım sevebilirsin” denilecek mi?.
Yaşadığı büyük bedele rağmen dimdik bir duruş sergileyen Ömer Günel’in bir daha bu trollerin sevmesine izin vereceğine ihtimal vermiyorum. Ama bazılarını bilmem. Olursa bu yazıyı bir daha yeni bir revizyonla yayınlarım. Niye yazdın, nerden çıktı bu demeyin. Yıllardır gazetecilik yapan birisi olarak bu söz konusu durumu o kadar çok gözlemledim ki inanamazsınız.
Ve unutmadan. Ben hala bu arkadaşların Başkan Çerçioğlu’nu niye bu kadar çok karşılıksız bir şekilde sevdiklerini çözemedim. Aralarından bir sözcü belirleyip anlatırlarsa aydınlanır ve bizde takdir edip “Sevgi her kapıyı açıyormuş” noktasını koyarız.
Kalın sağlıcakla….
Yorumlar