Advert
Advert

AYDIN’DA İYİLERİN VİCDANI KURAL TANIMAYAN EGOYU YENECEK

Yayınlanma Tarihi :
author

Önder Yıldırımcan

 

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in ansızın alınarak Silivri’ye gönderilmesi Aydın siyasetinde uzun zamandır süren sessiz ama derin bir mücadelenin alenen ilan edilişiydi.

Bu mücadele, yalnızca siyasi partiler arasında değil; aynı zamanda anlayışlar, yöntemler, vicdanlılar ve empati duygusu gelişmişlerle bu değerlerden zerre kadar nasibini almamışların arasında hesaplaşma niteliği taşıyor. Birileri için onur , birileri için siyasi beka ve her türlü güç mücadelesi.

Bu mücadelede bir tarafta hizmeti, liyakati ve halkla kurduğu samimi bağı öne çıkaranlar var. Diğer tarafta ise enerjisini üretmeye değil, yıpratmaya, siyaseten yok etmeye; proje geliştirmeye değil, kumpas kurmaya harcayan bir siyaset anlayışı...

Ömer Günel örneğinde deneyimledik. Aslında güzel olanın savaşmaya ihtiyacı yok. Çünkü yaptığı iş, verdiği emek ve halkın içinde kurduğu doğal ilişki onun en güçlü referansı oluyor. Liyakatle çalışan, vatandaşın derdini dinleyen ve çözüm üretmeye çalışan insanlar, bunun karşılığını eninde sonunda sandıkta da sokakta da görüyor. Üstelik fiziken olmaları gereken yerde bir müddet olamasalar bile.

Diğer tarafta ise yıllardır değişmeyen bir yöntem dikkat çekiyor. Vicdan, siyasi etik, empati gibi değerler bohçalanıp sandığa dürülmüş. Algı operasyonları, organize karalama kampanyaları, sosyal medya trolleri ve önceden hazırlanmış metinlerle yürütülen siyasi mühendislik çabaları...

80 yıllık demokratik yarış yolculuğumuza bakın senaryo hep aynı. İyilerle kötülerin mücadelesi. Belirli hesaplardan ve mahfillerden  aynı ifadeler servis ediliyor. Ardından "Bizim haberimiz yok" deniliyor. Sonra da kamuoyunun buna inanması bekleniyor.

Oysa Aydınlı artık bu yöntemleri ezbere biliyor. Kimin neyi neden yaptığını, hangi hesabın kim adına konuştuğunu, hangi cümlenin hangi masada yazıldığını ayırt edecek siyasi olgunluğa sahip. Ne kadar sahne kurulursa kurulsun, samimiyet taklit edilemiyor.

İnsanların arasına yalnızca fotoğraf vermek için çıkmakla, gerçekten halkın içinde olmak arasında büyük fark var. Vatandaş bunu görüyor. Yapay görüntülerle oluşturulmaya çalışılan algılar artık eski etkisini yaratmıyor.

Üstelik son dönemde dikkat çeken başka bir gelişme daha var. Kentin saygı duyduğu, farklı kesimlerden destek gören isimlere yönelik üstü kapalı saldırılar artıyor. Yöntem yine aynı; doğrudan söylemek yerine troller üzerinden mesaj vermek, hazır metinlerle kamuoyu oluşturmak ve ardından geri çekilip sorumluluk almamak.

Çok gider mi?, gitmez elbet, bu siyasetin de bir ömrü var.

Bakın Aydın ilginç bir kenttir. “Ben yaptım olduyu”  sevmez. Aydın yıllardır sandıkta Ak Partiye muhalif bir duruş sergiliyor. Bu duruşun şifresinin öznesi olduğunu sananlar Aydınlıyı hiç tanıyamamış. Aydın hafızası güçlü bir kenttir. İnsanlar yıllar önce meydanlarda verilen sözleri de samimiyetsizliği de unutmaz. Dün kürsülerde söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki çelişkiyi de görüyor.

Önümüzdeki süreç özellikle Aydın’da yalnızca bir seçim süreci olmayacak. Aynı zamanda iyi ile kötünün, vicdanlılar ile bencillik dolu egonun, empati yüklü samimiyet ile kendini gücün öznesi olarak gören ve kural tanımayanların mücadelesi olacak. Ve  Aydın’da iyilerin vicdanı kural tanımayan egoyu yenecek göreceksiniz.

Aydın daha önce gösterdi. Aydın'da kazanan yine iyilik olacak. Çünkü hiçbir algı, gerçeğin önünde sonsuza kadar duramaz. Trollerle halkın vicdanını teslim alamaz. Hiçbir kumpas, milletin ferasetinden daha güçlü değildir. Sandık günü geldiğinde kararı verecek olan sosyal medya hesapları ve troller değil, Aydın'ın vicdanı olacaktır.

Siyasette geriye dönüp bakıldığında geriye kalan makamlar değil, insanların gönlünde bırakılan izdir. Makamlar gelir geçer, afişler sökülür, sloganlar unutulur. Ancak halkın hafızasında samimiyet de kalır, kötülük de. Bakın Melih Gökçek’e kendi partisinin bile yetkilileri ismini zikrederek savunmuyor , savunamıyor.

Bitirirken son söz şu olsun:

Bu gök kubbede hoş bir seda bırakabilenler hatırlanır. Kötülük üzerine kurulan düzenler ise tarihin tozlu raflarında bile yerini alamaz zira  orası için bile az biraz etik lazım. Peki nerde yer bulabilirler?, tabii ki tarihin kokuşmuş çöplüğünde. Yani kimsenin bakmak istemeyeceği yerde….

Cümleten iyi hafta sonları..

 

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar