Aziz Nesin yaşasaydı emin ol sizin gibilere çok güzel yazardı.
Eskiden bir köşe yazısını okuduğunuzda yazarını anlardınız.
Kimin kalemi kuvvetli…
Kimin araştırması sağlam…
Kimin cümlesi kendine ait…
Şimdi ise Sosyal medyadan birkaç cümle topla…
Yapay zekâya "bunu sertleştir" de…
Biraz da "Aziz Nesin tadında alaycı olsun" diye komut ver…
Sonra da çıkan metni kopyala-yapıştır yapıp sözde mesaj ver….
Ama bazen teknoloji, sahibini ele veriyor.
Çünkü aceleden son satırı silmeyi unutuyorsun.
"İstersen bunu daha da sivriltip Aziz Nesin tadında daha alaycı ve iğneleyici bir siyasi taşlamaya dönüştürebilirim."
İşte o cümle…
Belki de bütün yazının en samimi cümlesiydi.
Çünkü yazının kime ait olduğunu değil, nasıl üretildiğini anlattı.
Yanlış anlaşılmasın…
Yapay zekâ kullanmak ayıp değildir.
Bugün dünyanın en büyük gazeteleri de kullanıyor.
Ben de kullanıyorum.
Ama sizin gibi değil. Datalara en hızlı şekilde ulaşmak için.
Yapay zekâ metin yazabilir.
Ama gazeteci olamaz.
Çünkü gazetecilik, "prompt" yazmak değil; kamu adına gerçeğin peşinden gitmektir.
Ve gelelim yazının özüne…
216
Sen galiba konuyu hâlâ anlamamışsın.
Bugün yeni bir parti kurulmuyor. Kumpasla ihanetle kapatılan iktidar yolu yeniden açılıyor.
Bugün işgal edilen bir partinin üyeleri yeni evlerine taşınıyor. Çünkü mesele senin anlattığın gibi tabela meselesi değil. Senin ki parti değiştirdiğindeki konumu ile gittiği konum malum. Sen de çok iyi biliyorsun ki bu durum öyle değil. Sizi anlıyoruz. Korkularınızı biliyoruz. Evet siz kısa zaman sonra ihanetinizin bedelini ödeyeceksiniz. Yüzünüze kimse bakmayacak.
Ama bugün cesaretle vefa ile yol yürüyenler arkalarındaki milyonlarca seçmen ile başaracaklar.
Yani 216
Mesele, seçmenin emanet ettiği oylara sahip çıkmak.
İhanet etmemek.
Gerçek bazen tek cümledir.
Onu yazmak için de yapay zekâya değil, vicdana ihtiyaç vardır.
Yorumlar