Dikkatinizi celbettiyse , Aydın ilinin siyaset gurusu bayan Çerçioğlu’nu karşılıksız, hiçbir çıkar gözetmeden sevdikleri her hallerinden belli olan gazetecimsi arkadaşlar tek bir adrese sürekli olarak soru soruyorlar.
Adres CHP, muhatap almak istedikleri insanlar Aydın’ın CHP’li vekilleri, başkanları. Hatta CHP genel başkanına kadar muhatap alınma hayalleriyle sorular yöneltip bazen de hüküm veren, “Özgür Özel mesir macunu dağıttıysa başkanlarının performansından memnun” gibi yüksek ahlaki kalitede yazabilen tipler var.
Bir kere Başkan hanımı çok seviyorlar, başkan hanım da bence onları çok seviyor. Tamam, bir zamanlar bunları nasıl tanımladığını kulağımla duymuşluğum var ama sevgi hep galip gelmez mi?, gelir, bakın gelmiş. Şimdi can sıkmanın ne gereği var, söylesem zaten inanmazlar.
Bunların soru sorma gidişatları iyi ama mübarekler hiç cevap alamıyor. Mesela kendilerine, “bu sorduklarınız ipe sapa gelmez olsa da sorularınıza niye cevap alamıyorsunuz” deseniz, kalıbımı basarım cevap için düşünürler.
Düşünürler çünkü, doğru cevabın öznesi olan mesleğe şöyle veya böyle ait olduklarını düşünüyorlar. Sordukları sorulara cevap alamamalarının doğru cevabı ne?, “çünkü gazeteci değilsiniz”
Bu ülkede bir siyasiye soru sorabilmek için aslında iki şey olmak çok yeterli. Ya halkın ta kendisi, ya da halk adına soru soran gazeteci olacaksın. Vatandaşın sıkıntılarını görmezden gelip, halkın sıkıntıları ile ilgisi olmayan, başkalarının şahsi ikballerinin dış sesliğini yaptığında halkın safından zaten çıkmış olursun. E halkı unutup birilerinin şahsi ikbali için zurnacılığa soyunursan da gazeteci filan değilsindir. Aha işte bundan dolayı cevap filan alamıyorsunuz.
14 Ağustos 2025’den beri bu arkadaşlar aynen Ak Partili büyükşehir başkanı gibi Aydın’ın fakir fukarası ile ilişkiyi kesti. Bir hayat pahalılığı, emeklinin yaşam mücadelesi, başını alıp gitmiş elektrik, su, akaryakıt, gıda enflasyonu haberi yaptıklarını gördünüz mü. Daha yeni, gazeteci dostumuz Süleyman Topbaş kent meydanın da saldırıya uğradı yazanları bırakın yazamayanlara baktınız mı.
Neymiş, soruyorlarmış ama cevap yokmuş. 20 yıl önce Atilla Karpınar’dan öğrenmeye başladım bu mesleği hala daha da yeni şeyler öğreniyorum. Bunlardaki özgüven kimse de yok.
Ellerine verilen soruyu aynı anda 9-10 kişi sosyal medya da soruyorlar, cevap istiyorlar. Ey Ömer Günel, Bülbül, Tezcan, Anıl Yetişkin filan diyorlar. Cevap veren var mı?, yok. Sordukları saçmalıkların bir cevabı olsa umurlarında mı? tabi ki değil.
Çünkü vazife her şeyden önemli.
Yorumlar