Düne kadar Kuşadası’nın malını savunduğunu söyleyenler, liman bölgesindeki mülkiyet değişikliği karşısında neden susuyor?
Kuşadası’nın en değerli bölgelerinden biri olan liman çevresindeki bazı taşınmazların Vakıflara devredilmesi kent gündemine bomba gibi düştü.
Kuşadası Belediyesi, söz konusu mülkiyet değişikliğine karşı hukuk mücadelesi başlatacağını açıkladı.
Peki ya düne kadar “Kuşadası’nın hakkını savunuyorum” diyenler?
Neredeler?
Her fırsatta Kuşadası Belediyesi’nin taşınmazlarını gündeme getiren, “Kuşadası’nın malı” diyerek siyasi açıklamalar yapan Behçet Alp ve Fatih Karagöz, bu kez neden sessiz?
İnsan ister istemez soruyor:
Kuşadası’nın malı söz konusu olduğunda neden üç maymun oynanıyor?
Görmedim...
Duymadım...
Bilmiyorum...
Oysa mesele son derece açık. Kuşadası’nın mülkiyetiyle ilgili önemli bir değişiklik yaşanıyor. Kentin geleceğini ilgilendiren bir konu ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda Kuşadası’nın hakkını savunduğunu söyleyen siyasetçilerin çıkıp açıkça görüş belirtmesi gerekmez mi?
Kaldı ki mesele bir belediye başkanının şahsi meselesi değil. Mesele Kuşadası’nın mülkiyeti.
Bugün bir belediye başkanı vardır, yarın başka biri gelir. Ama kentin malı bir kez elden çıktığında bunun siyasi sorumluluğu ve sonuçları yıllarca konuşulur.
Tam da bu nedenle Behçet Alp’e ve Fatih Karagöz’e birkaç basit soru sormak gerekiyor:
Liman bölgesindeki mülkiyet değişikliğine ne diyorsunuz?
Kuşadası Belediyesi’nin hukuk mücadelesini destekliyor musunuz?
Kuşadası’nın bu taşınmazlarını kaybetmesini doğru buluyor musunuz?
Yoksa “Kuşadası’nın malı” meselesi yalnızca siyasi rakiplere yüklenmek için kullanılan bir söylemden mi ibaret?
Özellikle Behçet Alp açısından bu sessizlik daha da dikkat çekici.
Çünkü Behçet Alp Ömre Günel adının geçtiği her alanda var ama gerçek Kuşadası sorunlarında yok. Kamuoyundaki siyasi söylemine bakıldığında, Ömer Günel ve Kuşadası Belediyesi üzerinden yürütülen tartışmaların önemli bir yer tuttuğu görülüyor.
Ancak bugün gerçek bir kent meselesi ortaya çıktığında, aynı yüksek ses duyulmuyor. İşte samimiyetin sınandığı yer tam da burasıdır. Kuşadası’nın malını savunmak, sadece siyasi rakipler üzerinden konuşulduğunda anlamlı değildir.
Asıl mesele, kimden geldiğine bakmaksızın Kuşadası’nın hakkının yanında durabilmektir.
Bugün liman bölgesinde ciddi bir mülkiyet tartışması yaşanıyor. Bölgede 50 yıldan daha uzun bir süredir Kuşadası Belediyesi'ne ait işyerleri var ve belediyenin hizmet giderlerinin karşılanmasında önemli bir kira gelir isağlıyor.
Kuşadası’nın hakkını savunduğunu söyleyenlerin önünde de çok basit bir tercih var:
Konuşmak ya da susmak.
Ama susmanın da siyasette bir anlamı vardır.
Hele ki düne kadar Kuşadası’nın malı üzerinden yüksek sesle konuşanlar bugün sessiz kalıyorsa...
Kuşadası halkı elbette bunun nedenini sorar.
Kuşadası’nın malı için mi konuşuyorsunuz, yoksa sadece siyasi kavganız için mi?.
Yorumlar