İzmir’den kanat çırpalım, Aydın’ın üstüne bir tur atalım. Bakalım kimin aslı, kimin Faslı… Koydum şöyle demli bir çay, başladım memleketin hâllerini seyretmeye.
Aydın’ın güzide ilçesi Kuşadası’ndayız. Hatta ülkenin güzide ilçelerinden biri desek abartmış olmayız. Turizm var, sağlık var, deniz var, güneş var. Bir de dayanılmaz bir çekiciliği… Öyle ki ipini boşaltan soluğu burada alıyor!
1950’ye kadar İzmir’in ilçesi olan Kuşadası, siyasi bir tercihle Aydın’a bağlanmış. Aradan yıllar geçmiş ama cazibesi hiç eksilmemiş. Bugünse mesele deniz, kum, güneş olmaktan çıkmış; Kuşadası kimin olacak krizi baş göstermiş.
Ülke gündeminde bir fan fini fon krizi var ya, burada da kendine özgü hesaplar dönüyor. Sahneye bir ağaçkakan çıkıyor; ağaç masa fantezileriyle meşhur. İlla masayı gagalayacak, yoksa keyif alamıyor! Ardından bir karga geliyor; sağa sola gaklıyor. Ses çok, gürültü çok. Bakalım asıl mesele ne?
Aydın’ın gaşağı, Kuşadası’nın tüllü şahı meşhur derler. Bir de Adana’nın gavurdağı salatası var. Malzeme bol, karıştıran çok!
Kimin aslı, kimin Faslı? Şimdilik belli değil. Ama gün ola, harman ola… Hesaplar tutmazsa birilerinin hesabı Kuşadası’ndan dönecek gibi. Çok mu çetrefilli oldu? Merak etmeyin, anlayan anladı.
Gelelim genç meslektaşımıza… Duyduk ki cemiyet başkanlığı için müsaade istemiş. Yoksa “azledildi” söylentileri külliyen yalan mı? Doğrusunu kendisi açıklar, biz de öğreniriz.
Ancak asıl mesele başka: Bugüne kadar gazeteci arkadaşlarına yapılan hakaretler karşısında sessiz kal, sonra çık bir gavuru destekle! Olur mu hiç böyle salata?
Elbette herkes istediğini desteklemekte özgür. Ama gazetecilik, yalnızca unvan taşımak değil, meslektaşının onuruna da sahip çıkmaktır. Başkasına gösterilen hassasiyet meslektaşına gelince ortadan kayboluyorsa, insan sormadan edemiyor: Dayanışma nerede?
Bizim derdimiz koltuklar değil, mesleğin itibarı. Dün susan, yarın konuşabilir elbette; ama neden sustuğunu da açıklamak zorunda kalabilir.
Hadi bakalım, Kuşadası’nda masalar kurulsun, gagalar çalışsın, kargalar gaklasın. Biz çayımızı demli, sözümüzü açık tutalım.
Gün ola, harman ola… Bakalım kimin hesabı tutacak, kimin salatası bu masada yenmeyecek.
Hayırlara…
Yorumlar