Bayram ÖZEN yazdı “İşte elinizde olan da gidiyor şimdi. Yazık…”

Bayram ÖZEN yazdı “İşte elinizde olan da gidiyor şimdi. Yazık…”

ABONE OL
Eylül 1, 2022 12:54
Bayram ÖZEN yazdı “İşte elinizde olan da gidiyor şimdi. Yazık…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İşte elinizde olan da gidiyor şimdi. Yazık…

 

Proje okulları adındaki kara projeyle, ülkemiz en köklü okullarını, en aydın ve yüksek seviyeli öğrencilerini, en cesur öğretmenlerini kaybediyor. Uzun zamandır bu konuda tek bir kelâm etmeden konuyu takip ediyorum. Sanılmasın ki bu hususta duyarsızım. Bu hususta bir yazı yazabilmek için,  bekliyordum ve işte o gün geldi çattı.

Evet, doğru tahmin ettiniz. Yazım, Türkiye’nin en köklü okullarıyla engelliler arasındaki ilişkiye değinecek. Siz hiç Kabataş Lisesine giden bir görme engelli duydunuz mu? Ya da Darüşşafakaya giden, belki ortopedik engelliler vardır. İşitme engelliler de olabilir. Araştırmadım, dolayısıyla bilmiyorum. Ama Denizli Cumhuriyet Lisesine zamanında alınmama durumuyla karşı karşıya kalmıştım nedeni de, okul koşullarının engelliler için müsait olmamasıymış. Daha doğrusu gerekçesi ya da bahanesi diyeyim.

Bu tür okullarda yetişen öğrencilere öğretmenleri en iyi eğitimi veriyor. Yeni gelenlere okulun alt kültürü en iyi şekilde aktarılıyor. Öğrenciler kitap okuyorlar, spor yapıyorlar, birlikte tiyatrolara, konserlere gidiyorlar. Sinemalarda birlikte film izliyor, sergilerde birlikte bakıyorlar resimlere. Ne var ki, Türkiye’nin yüz akı çocuklardan çoğu, yani en iyi üniversitelere giden, dünyayı hem eğitimler, hem de kamplar için gezen, sonuçta en iyi mevkilere gelen bu çocuklar, engelli gördüklerinde en cahilden daha cahilce davranışlar sergiliyorlar. Ya acıyorlar engelliye, ya yanlış yardım ederek onların tepkisini çekiyorlar ve sonuçta onlara bir daha hiç yaklaşamayacak duruma geliyorlar, ya da engelliler için hayır esaslı etkinlikler düzenleyerek güya onların mutluluğu için çalışıyorlar ama onları aralarına almaya gelince derhal yan çiziyorlar.

Yolda yürürken, işte çalışırken ya da bir toplantıya katıldığımda o okullardan pek çok kişiyle temasımız oluyor. Güzel konuşmalarıyla, kibar tavırlarıyla hemen dikkatimi çekiyorlar ama iş paylaşıma gelince, yardıma gelince tüm karizmaları gözümde birden çiziliveriyor. Kendilerine bir şeyi yanlış yaptıklarını ima ettiğimde ise, iyi niyetlileri dürüstçe aynen şunu söylüyor: “Ben bugüne kadar böyle bir durumla karşılaşmadım o yüzden nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. Lütfen kusura bakmayın.” Tabii o yüksek düzeyli okulların bu pırlantalara vermekte başarısız olduğu eğitimi vermek bize düşüyor o zaman. bu da her zaman o kadar kolay olmuyor.

Burada çoğunuzu belki de güldürecek ve size ütopik gelebilecek bir savı cesurca ileri süreceğim müsaadenizle. Eğer bu tarihi okullar engelli engelsiz demeden herkese kucak açabilselerdi, eğer öğrencilere kendilerinden daha dezavantajlı insanların hayatlarını avantaja çevirmenin kendileri için de avantaj olacağı belletilebilseydi, bahse girerim bugün bu okulların tarihi ve geleneksel kültürleri bu kadar büyük bir baltalanma tehlikesi içerisinde olmazdı. Yanlış olabilir bu söylediğim. Hatta engelli olduğum için taraflı da düşünüyor olabilirim. Ama taraf tutmak da bir duruştur ve katılınmasa da kabul görmelidir.

Eğer bugün bu köklü okullar toplumun her tabakasına inebilselerdi, engellileri ailelerinin, toplumun sömürüsünden kurtarıp onları bağrına basabilselerdi, onlara sosyal anlamda kabul görmesi için gereken kuralların öğretilmesine önayak olabilselerdi, onlara birey olduklarını, sırat köprüsü vazifesi görmenin kendilerine yakışmadığı inancını aşılayabilselerdi, kim bilir belki bu kara projelerini herkese kabul ettirebilen, anlayış olmazdı.

Türkiye’de engelli nüfusun hatırı sayılır bir nüfus olduğu unutulmamalı. Babasını kaybeden bir engelli yavru Darüşşafakanın şefkatli kucağında okuyup adam olabilseydi, dul annelerin engelli çocukları için kaymakamlık kaymakamlık, komşu komşu dolaşmasına gerek kalmazdı mesela. Bu köklü okullardan en önce yararlandırılması gereken engelli çocuklar hem bu okullar, hem de devlet tarafından ikinci plana itildiler, itiliyorlar. Engelliler ya yatılı okullarda sadece kendileriyle birlikte olabilecekleri modern hapishanelere tıkılıp sağlıklı büyümeleri mucizelere bırakılıyor, ya da birileri tarafından sömürülmelerine izin veriliyor ki bir sömürü sektörü oluşsun ve başka kimse kendini bu konuda sorumlu hissetmesin.

Proje okulları adındaki kara proje, eğitim eşitsizliği olduğu için var bugün. Engelliye, fakire, yetime, yani her nevi dezavantaja sahip çocuklara iyi eğitim sunulamadığı için var. İşte elinizde olan da gidiyor şimdi. Yazık…

    En az 10 karakter gerekli
    Tüm Yorumlar (4)